



evet her birini ayrı ayrı severim çok şekerler en sevdigimden :D
28 Kasım 2008 Cuma
27 Kasım 2008 Perşembe
işte benim öğretmenlerimmmm...

matematikci=türkçeyi edebiyat öğretmenimize göre daha iyi kullanır gayet kibardır iyi bir kadındır ve yazılının ortasında kağıdımızı işaretlerse hep bu işaretlerin yazılı deyil sözlü notlarımızı etkileyeceginden söz eder Ve bizde bu kadının iyi niyetini baya bi suistimal ederiz.
dil anlatım öğretmeni=butun ....lisesi olarak dil anlatım hocamaza (erkekler yani) hastadır çünki herkes ona çok güzel diyor ama bence güzel deyil ya bilmem yorum yapmicam bu hoca hakkında daa fazla :D
sağlık & bioloji=ikiside aynı kişidir citten akıllı ve komik bi adam milleti güldürür hemde çok iyi biri ama nie onun iyiligini suistimal etmiyoruz bilmiyorum ya herif dengeyi salıyo :D
edebiyat=evet ....lisesinin cadısı boyu 1.36 fln sınıfta okulda mahallede heryerde terör estiriyor dersindede çıt çıkmaz çıt çıkaran biri zırlamaya baslar korkunç bi insan bazen espiri yapıyo ama işte...
ingilizce=kadını kimse dinlemez edebiyatın ardından butun gevsemeyi ona yaparız bişi demez kendi kendine takılır işte kimse dinlemez onu gider panoyla oynar fln işte arada bi susun, kendi kendinize çalısın fln der öyle işte oda...:D
din=amaaaan takma bu adamı dinleyen dinler dinlemeyen ıı:D...
kimyaaa=adaam şiveli konusur derste basını sıraya koyamassın çünki saygısızlık olarak görür iyi deyil ya iyide anlatamıyo dersi zaten:D..
fizik=aaaaaaah ah sınıfta lakabı nancy boy dur bu lakabı ben koydum herife adam resmen kırık hareketleri pembe kıravatı konusması kızması bağırması sessiz bi adam bi riavete göre zamanında kendi yazılı kağıdına 60 vermiş yine bi rivayete göre bizim 2 yıllık d. adamın dersinde kızılaydan spor ayakkabı alıp gelmiş tuvalete gidiom die:D..
coğrafya=ya iyi ders anlatır ama kızlı erkekli oturtur o gıcık işte sırf sınıfta sessizlik saglansın diye bide adam sürekli hayat dersi verir ya cografya deyil rehperlik hocası mubarek:D...
rehberlik= sınıf ögretmenimiz olan fizik hocamız giriyo bu derse namı diğer nancy booy:D...
tanıtım=ooo buda cadı öyle bi makyaj yaparki sorma sürekli kafa derimizden bahseder ne zoru varsa sürekli resim öretmeni olduguyla övünür ne hikmetse bizim tanıtım hocamız işte:D...
tarih=oooo kokana kavramını tamamlayan tek kadın tam istanbul hanımefendisi müthiş en sevdigim hoca bu çok güzel giyinir çok iyi ders anlatır aferin ona:)...
beden=sebooooooo buda en sert yakışıklı beden öretmenimiz sebo adam ihtiyar ama
beden öretmeni oldugunu belli eden cinsten iyi adam
26 Kasım 2008 Çarşamba
Emolara haaaayııııırrrrrr

e evet her türlü insanı çok severim ama emolar dışında onlar bana hep yapmmacık geliyor
yada artık emo isminin yerine özenti kelimesini kullanabiliriz
hiç sevmem gördügüm yerde dövesim gelir boş insanlardır %80 i eşcinseldir saçları kötüdür çocuklar görünce onlardan kaçarlar açıkcası onlar baya bi hiçtir
24 Kasım 2008 Pazartesi
Acı kaybımız ''AT''

AKP iktidarının karşısında ne medya ne de siyasi partiler vardı. Bir tek Başbakan recep Tayip Erdoğan'ı sırtından atan gerçek ana muhalefet liderimiz At vardı. Karakteri ve davranışlarıyla halkımıza örnek olmuş At'ı geçirdiği bir rahatsızlık sonucu kaybettik...
Bloguma sonunda ne yazsam diye düşünürken, eski dergilerime baktım baktım baktım ve gözüme uykusuz dergisinin bu kapağı takıldı.. ne diyelim basımız saolsun
bakalım Türkiye ne zaman sırtından büyük bi yükü atacak...
23 Kasım 2008 Pazar
22 Kasım 2008 Cumartesi
GLAM ROCK

Özellikleri
Ne gitarları heavy veya thrash metal kadar bozulmuş (distortionlu), ne de vokalleri death veya black metal gibi brutaldir, zira pop etkileşimli bir alt türdür. Gitarlar hard rock'ın biraz daha sertleştirilmiş halidir ve vokaller ise daha çok kadınsı çığlıklara benzer. Bu taraftan bakıldığında vokal performansı olarak en çok zorlayan türlerden biridir zira aşırı tiz ses kullanımı olabilir ve bu da insan gırtlağını zorlayan bir hadisedir. Bunun dışında ise, görsel olarak insanların dikkatini farklı bir şekilde çekmeyi amaçlamışlardır. Kabarık permalı saçlar, aşırı feminen makyaj ve spandex pantolonlar, ilgiyi istedikleri şekilde mi getirdi bilinmez, ancak bayağı ilgi topladıkları kesin.
Başlatan Gruplar
Bu türü başlatan gruplar olarak Kiss, Twisted Sister, Def Leppard, Poison örnek verilebilir.Müzik dünyasında çok büyük etkileşimler yaratmış, kendi türleriyle çok ilgisiz gruplara bile gerek müzikal olarak, gerekse sahne duruşu ve makyaj konusunda ilham vermişlerdir.Bu gruplardan etkilenen gruplar arasında en başta, progresif death metalin kurucusu olan Death grubunun vokal/gitaristi Chuck Schuldiner getirilebilir. Bunun dışında, günümüz piyasasının bilumum makyaj yapan death ve black metal grupları, makyaj stilinde (özellikle Kiss olmak üzere) hair metal gruplarından etkilenmişlerdir(ki inanmayanlar gidip bu grupların röportajlarını okuyabilir, çok büyük bir kısmı özellikle Kiss fanı olduklarını ve müziğe başlamalarında bu grubun öneminin büyük olduğunu söyler).
Glam Rock ile farkı
Glam rock denilen tür, çok daha farklı bir tarzdır. 1970'lerin fenomeni olan glam rock, temelde cinsiyetler arasındaki farkın belirsizleştirilmesine çalışmış, bu sebeple de glam metal dönemi öncesinde makyaj ve feminen kıyafet akımının başlamasına yol açmıştır. Ancak Glam Metal döneminde, bu görsellik uç noktalara ulaşmıştır. Bu açıdan, glam rockı Glam metal'in öncüsü olarak tanımlayabiliriz. Ancak görsellikte de en önemli fark, Glam Metal yapan gruplarda feminen görüntüye rağmen, yine de maço ve kaba bir davranış görülmesidir.
Glam Rock'un Üstatları
Glam rockun temel taşlarına gelince, en başta David Bowie, T Rex,Slade, Roxy Music ve en önemli ilham kaynağı olarak Velvet Underground sayılabilir. David Bowie, Joy Division, Motley Crüe, Bauhaus, , Roxy Music, Electric Boys,Electric Angels, Echo & The Bunnymen, Spiritualized, Spaceman 3, Brian Eno, Smiths, Morrissey, Siouxsie & The Banshees, Violent Femmes, My Bloody Valentine, Strokes, Birthday Party, New York Dolls, Nick Cave, Jesus & The Mary Chain, BulletBoys, Babylon L.A., Yo La Tengo, Cabaret Voltaire, Patti Smith, New Order, Feelies, Luna, Galaxy 500, Psyhedelic Furs, Suicide örnek verilebilir. Bu da rock ve metal müziğin alt türlerinin birbiriyle ne kadar etkileşim içinde bulunduğunu bize gösterir. Glam rock, punk tan new wave e kadar uzanan bir yelpazeyi etkilemiş bir müzik türüdür.
21 Kasım 2008 Cuma
aenema
yüzmeyi öğrenin.
çünkü ben yağmur duasına çıktım
çünkü ben dev dalgalar için yakarıyorum.
yerin yarıldığını görmek istiyorum,
her şeyin onun içine gömüldüğünü,
anne lütfen yok et hepsini
gömülüp gitmesini izlemek istiyorum
gömülmesini izlemek istiyorum.
silip yok etmeni izlemek istiyorum.
tool aenema
20 Kasım 2008 Perşembe
18 Kasım 2008 Salı
14 Kasım 2008 Cuma
Yeni Davulcumuz

"...And on the drums with Placebo...?????!!!!! Introducing... Mr Steve Forrest! Hailing from Modesto, California, he was previously the drummer with American rock band, ‘Evaline’. Some of you may have spotted Steve playing with Evaline supporting Placebo on their US tour in October '06. "
...Ve Placebo'nun davulunda kim var????!!!!! Tanıtıyoruz... Bay Steve Forrest! Modesto, California'dan gelen (adam), Amerikan rock grubu, 'Evaline' in davulcusuydu. Bazılarınız Steve'i Ekim 06 US turunda, Placebo'nun yanında Evaline ile calarken gormus olabilr.
13 Kasım 2008 Perşembe
Pamuk Prenses Ve 7 Cüceler

Her yerin karla kaplı olduğu bir kış günüymüş. Bir kraliçe, sarayının pencerelerinden birinin arkasında bir yandan nakış işliyor, bir yandan da hayal kuruyormuş. Derken birden parmağına iğne batmış ve gergefin üstüne üç damla kan akmış.
Kraliçe kan damlalarına bakar bakmaz, “Çocuğum kız olursa, teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçları da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun,” diye geçirmiş içinden.
Bu olaydan kısa bir süre sonra bir kız çocuğu getirmiş dünyaya. Kızı tıpkı içinden geçirdiği gibi bir kızmış. Ona Pamuk Prenses adını vermişler. Ne yazık ki kraliçe doğumdan birkaç saat sonra ölmüş.
Bir yıl sonra Kral yeniden evlenmiş. Yeni Kraliçe çok güzel bir kadınmış. Güzelliğine güzelmiş, ama bir o kadar da kibirliymiş, kendisinden daha güzel birinin olabileceğini düşüncesine bile tahammül edemezmiş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Her gün o aynanın karşısına geçer, saatlerce kendisini seyreder ve sonunda,
“Ayna, ayna söyle bana
En güzel kim bu dünyada,”
Diye sorarmış. Ayna da hiç duralamadan, “Sizsiniz Kraliçem,” dermiş.
Fakat, Pamuk Prenses on dört yaşına geldiğinde, bir gün ayna şöyle demiş:
Güzelsiniz Kraliçem, güzel olmasına,
Ama Pamuk Prenses sizden daha güzel.”
Kraliçe bunu duyunca çok kızmış, öfkesinden ne uyku girmiş gözüne, ne de bir lokma yemek yiyebilmiş. ‘Ne yapmalı, ne etmeli?’ diye düşünüp durmuş günlerce. Sonra kararını vermiş ve sarayın avcısını çağırmış huzuruna.
“Pamuk Prenses’i ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök, bana getir.”
Avcı Pamuk Prenses’i ormana götürmüş, bıçağını çekmiş. Fakat Pamuk Prenses’in ağladığını görünce onu öldürmeye kıyamamış. Pamuk Prenses ağaçların arasına dalıp gözden kaybolurken, “Ben yapamadım, ama hava kararıncaya kadar bir ayı veya bir kurt benim yapamadığımı yapar nasıl olsa,” demiş.
Yolda genç bir yabandomuzu çıkmış avcının karşısına. O da hayvanı oracıkta öldürmüş, kalbiyle ciğerini söküp Kraliçe’ye götürmüş.
Ama Pamuk Prenses’i avcının düşündüğü gibi ne bir ayı ne de bir kurt yemiş. Akşam olup hava kararınca dağların ardında küçük bir eve gelmiş. Kapısını çalmış, açan olmamış. Cesaretini toplayıp içeri girmiş.
İçeride üzeri yenmeye hazır yiyeceklerle dolu yedi küçük tabağın bulunduğu yedi küçük sandalyeli uzun bir masa varmış, duvar dibinde de yedi yatak diziliymiş. Beklemiş, beklemiş, ama kimsecikler gelmemiş. Çok aç ve çok yorgun olduğu için daha fazla bekleyememiş ve her tabaktan bir kaşık yemek almış, yedi yataktan yedincisine yatıp uykuya dalmış.
Biraz sonra evin sahipleri eve dönmüşler. Dağların derinliklerinde bulunan bir gümüş madeninde çalışan yedi cücelermiş bunlar.
Pamuk Prenses’i görünce, “Ne kadar güzel bir kız!” demişler.
Sabah olup uyandığında Pamuk Prenses cüceleri görünce önce çok korkmuş, ama kısa bir süre sonra onlardan bir kötülük gelmeyeceğini, onların çok iyi insanlar olduklarını anlamış. Yedi cüceler Pamuk Prenses’ten evlerini çekip çevirmesini istemişler, o da hemen kabul etmiş.
“Hoşça kal,” demişler yedi cüceler işe giderlerken.
“Kapıyı kimseye açma. Eğer üvey annen burada olduğunu öğrenirse seni tekrar öldürmeye kalkar sonra.”
Bir gün Kraliçe tekrar aynasının karşısına geçmiş. Aynadan şu cevabı alınca suratının aldığı şekli varın siz düşünün artık:
“Güzelsin Kraliçem, buraların en güzeli sizsiniz
Ama ne var ki, yüksek dağların ardında
Cücelerin küçük, şirin evindeki
Pamuk Prenses dünyalar güzeli.”
Bunu duyar duymaz Kraliçe hemen kolları sıvamış. Yaşlı bir satıcı kadın kılığına bürünmüş ve elinde içi kurdele dolu bir tablayla dağlara doğru çıkmış yola.
Cücelerin evine varınca, “Kurdelelerim var, harika kurdeleler!” diye seslenerek kapıyı çalmış. Kimin geldiğine bakmak için pencereye çıkan Pamuk Prenses kurdeleleri görünce içi gitmiş. ‘Bunda ne kötülük olabilir ki!’ diye düşünerek kapıyı açmış.
“Bunu mu beğendin güzelim?” demiş Kraliçe kurdeleyi Pamuk Prenses’in boynuna takarken. Sonra kurdeleyi sıktıkça sıkmış, ta ki Pamuk Prenses ölü gibi boylu boyunca yere uzanana kadar.
O gece yedi cüceler Pamuk Prenses’i o halde bulmuşlar. Kurdeleyi kesmişler ve Pamuk Prenses hayata dönmüş tekrar. Böylece Kraliçe’nin elinden ikinci kez kurtulmuş Pamuk Prenses.
Ertesi sabah Kraliçe anasının karşısına geçmiş yeniden. Aynadan Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığı haberini alır almaz hemen kılık değiştirmiş ve bir kez daha dağların yolunu tutmuş.
“Taraklarım var, harika taraklar!” diye seslenmiş cücelerin evinin kapısında. Pamuk Prenses yaşlı kadının elinde tuttuğu tarafı görünce başına gelenleri unutuvermiş. Kapıyı açmış.
“Saçların ne güzel, bırak ben tarayayım,” demiş Kraliçe. Ama tarak zehirliymiş, başına değer değmez Pamuk Prenses ölü gibi yere uzanmış. O gece yedi cüceler saçından tarağı almışlar ve Pamuk Prenses yeniden hayata dönmüş. Böylece Kraliçe’nin elinden üçüncü kez kurtulmuş Pamuk Prenses.
Ertesi gün Kraliçe aynasının karşısına geçince, Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığını öğrenmiş. Öfkesi burnunda, bu kez en büyülü iksirini hazırlayıp bir elmanın yarısına sürmüş. Sonra da yaşlı bir dilenci kılığına girip yola koyulmuş.
“Güzel kızıma tatlı bir elma benden, armağan,” demiş Kraliçe, pencereden bakan Pamuk Prenses’e. “Pencereden de verebilirim, kapıyı açmana gerek yok.”
“Kötü diye mi almıyorsun yoksa,” demiş Kraliçe, Pamuk Prenses’in kararsız olduğunu görünce. Sonra da zehirsiz tarafından ısırmış ve, “Al bak harika!” diyerek uzatmış, yanakları gibi al al elmayı Pamuk Prenses’e.
Pamuk Prenses elmayı zehirli tarafından ısırır ısırmaz cansız yere uzanmış.
Kraliçe pencereden içeri, Pamuk Prenses’e bakmış. “Nihayet senden kurtuldum, artık dünyanın en güzeli benim,” demiş. Oradan doğruca saraya gitmiş. Erkesi gün aynaya kimin en güzel olduğunu sorduğunda ayna, “Sizsiniz Kraliçem,” deyince dünyalar onun olmuş.
Bu sefer cücelerden hiçbiri Pamuk Prenses’i uyandıramamış ölüm uykusundan. Aradan üç gün geçmiş, bütün umutlarını kaybetmişler. Fakat nedense Pamuk Prenses hiç de ölü gibi durmuyormuş. O yüzden yedi cüceler onu gömmemişler ve camdan bir tabut içine koymuşlar, tabutu da yüksek bir tepenin en tepesine yerleştirmişler.
Günlerden bir gün cüceleri ziyarete gelen bir Prens oradan geçerken camdan tabutun içinde Pamuk Prenses’i görmüş ve hemen ona âşık olmuş.
“Onu sarayıma götürmeme izin verin,” diye yalvarmış Prens.
Yedi cüceler ona acımışlar ve izin vermişler. Prens’in uşakları tabutu kaldırırken Pamuk Prenses’in boğazına takılmış olan zehirli elma parçası pat düşmüş ağzından. Pamuk Prenses doğrulmuş nerede olduğunu anlamadan, gözünü açmış, yakışıklı Prensi karşısında görmüş. Görür görmez ona âşık olmuş. Birkaç hafta sonra nişanlanmışlar.
Derken düğün günü gelip çatmış. Düğüne çağrılanlar arasında Pamuk Prenses’in üvey annesi de varmış. Üvey annesi sarayın salonuna girer girmez Pamuk Prenses’i tanımış, ama bu sefer bir şey yapmaya fırsat bulamamış. Çünkü Prens’in adamları Kraliçe’yi hemen yakalamış, Prens de onu artık kötülük yapamayacağı uzak bir ülkeye sürgün etmiş. O günden sonra Pamuk Prenses, güzelliğinin yanı sıra mutluluğuyla da ün salmış.
10 Kasım 2008 Pazartesi
08 Kasım 2008 Cumartesi
MASSİVE ATTACK-ANGEL
Horace andy
You are my angel
Come from way above
To bring me love
Her eyes
Shes on the dark side
Neutralize every man in sight
Love you, love you, love you...
You are my angel
Come from way above
Love you, love you, love you...


.jpg)
.jpg)
















